YAZAR: Aliye Kübra ÜNAL

Öncelikle tüm okurlara büyük bir içtenlikle merhabalar demek istiyorum. Bu yazımda Almanya’nın Zwickau şehrinden bahsetmek istiyorum sizlere. Almanya’nın bu güzel şehrinde 2016 yılında Erasmus programı sayesinde yaşama fırsatına sahip oldum. Öğrencilik hayatım boyunca, üniversiteye başladığımda gerçekleştirmeyi istediğim hedeflerimden biriydi benim için Erasmus programı.  O sebeple Zwickau şehrinin benim kalbimdeki yeri çok ayrıdır.

Dünyanın en gelişmiş teknolojilerine ve en saygın bazı üniversitelerine ev sahipliği yapan Almanya, Avrupa’da Erasmus programı için tercih edilebilecek en iyi ülke diyebilirim. Almanya’yı, Avrupa ülkeleri arasında eğitim anlamında tercih edilebilecek en iyi ülke olarak nitelendirmemin  belli sebepleri var. Bunlardan ilki ve benim için en önemlisi ‘’Alman Disiplini’’. Şöyle ki eğitimden sosyal yaşantıya kadar her alanda ülkede, bir düzen ve bireylerin yaşamını kolaylaştıracak unsurlar bulmak yaşamınızın ve tecrübeleriniz kalitesini arttırıyor. Özelikle Erasmus öğrencilerinin korkulu rüyası olan ilk etaptaki evrak işleri ve bürokrasinin işleyişinde muazzam bir düzen var. Farklı ülkelere  Erasmus için gidecek olan arkadaşlarım, daha ilk etapta bu hususlarda sorunlar yaşarken, ben bir kere bile geciken bürokrasiden kaynaklı sorun yaşamadım. Bir diğer husus ise her Erasmus öğrencisine tabiri caizse saniyeler içinde hesap yapmayı öğreten kur farkı ve ekonomik faktörler. Özellikle Kuzey ülkelerinde yaşamış olan veya değişim programına katılmış olan arkadaşlarımız varsa ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır. Elbette ki şehirden şehre farklılık gösterse de Erasmus süresince alacağınız hibe sizi geçindirmeye hayli hayli yetecektir. Avrupa’da pahalı olarak nitelendirilen İsviçre,

İzlanda, Norveç, İsveç gibi ülkelere kıyasla Almanya’da geçinmek çok daha kolaydır. Almanya’nın tercih edilmesindeki en önemli sebeplerden biri de konaklama olanaklarındaki kolaylıklardır. Erasmus öğrencileri genelde o üniversitelere sonradan gelen ve yıllık planlanan öğrenci sayısında gözükmeyen öğrenciler olduklarından okul yurtlarında yer bulmakta sorun yaşayabilmektedirler. Erasmus işleriyle uğraşırken kalacak yer konusunda herkes az ya da çok sıkıntı yaşayacaktır ama Almanya’nın bu konuda avantajları çok fazla. Almanya tam anlamıyla bir öğrenci ülkesi. Ülkede çok sayıda üniversite bulunuyor ve hatta bazı şehirlerde birden çok üniversite bulunuyor. Bu durumda diğer üniversitenin yurtlarında bile yer bulabiliyorsunuz. Aslında buna pek gerek kalmıyor. Çünkü gerçekten yurtlarda yer bulmak zor bir iş değil. Bunun yanında yurtlara karşı önyargılı olanlar varsa öğrenci apart ve evleri  gibi sayısız seçenek sizi bekliyor. Fakat Almanlar, özellikle bireysel yaşamlarına fazlasıyla düşkün oldukları için yurtlarının da öğrenci apartlarından aşağı kalır yanı yok diyebiliriz. Tüm bunların yanında Almanya’nın Avrupa’nın kalbinde yer alması seyahat etmeyi oldukça kolaylaştıran hususlardan biri. Çoğu öğrenci Erasmusla yurtdışına çıktığında farklı ülkeleri gezip görmek için de planlar yapıyor. Almanya konumu itibariyle tam Avrupa’nın ortasında tüm ülkelere ulaşımı olan bir yerde bulunuyor. Uçakla Almanya’dan gidemeyeceğiniz yer çok azken otobüs ve trenle de sayısız yere gidiş imkanınız bulunmakta. Eğer Erasmus’tan beklentileriniz arasında farklı ülkeler de göreyim düşüncesi varsa Almanya yine en iyi seçeneklerden biri olacaktır. Kültür ve sanat etkinlikleri, uluslararası yaşamı iliklerinize kadar hissetme fırsatınız olması da Almanya’yı  cazip  kılan özelliklerden bazıları.

Gelgelelim Zwickau şehrine. Almanya’nın Berlin, Hamburg, Münih, Köln gibi bilinen büyük şehirleri arasında adı daha az bilinen bir şehir olsa da bence yaşanabilecek en keyifli Avrupa kentlerinden biri. Zwickau, Almanya’nın Saksonya eyaletine bağlı Zwickau bölgesinin başkenti olan 97,382 nüfuslu bir yerleşim yeridir. Erzgebirge dağlarının eteğindeki bir vadide yer alır ve Orta Almanya’nın özellikle kültürel alanda çok önemli bir parçasıdır. Leipzig-Halle, Dresden ve Chemnitz gibi daha bilinen kentlerle coğrafi olarak komşu olan Zwickau 1834 yılından 1952 yılına kadar Saksonya Eyaletinin Güneybatı bölgesinin hükümet merkezi konumundaydı.

Günümüzde ise şehir, Sakson Otomotiv Endüstrisinin merkezi olması sebebiyle popülerliğini sürdürmektedir. Bu otomotiv endüstrisi; Horch, Audi, Auto Union, Trabant ve Volkswagen  dahil olmak üzere, yüz yılı aşkın bir geleneğe sahiptir. Benim Erasmus programı süresince eğitim aldığım üniversite olan Westsächsische Hochschule Zwickau, özellikle otomotiv ve makine mühendisliği programlarıyla sükse yapan üniversiteler arasındadır. Bunun yanında doğayla iç içe olan bu şirin kent Saksonya’nın en uzun turist rotası olan Silver Road’a sahip ve bu rota Dresden’i Zwickau’ya bağlamaktadır.

Bu şehre Türkiye’den ulaşım için kendinize farklı rotalar çizebilirsiniz fakat benim kolay bir şekilde ulaşım sağladığım iki rota bulunmakta. Birincisi; Berlin Schoenefeld Havaalanı’na (SXF) inip, SXF Airport otobüs durağından herhangi bir otobüs firmasıyla (Flixbus, İnfobus, Sinbad, Blablabus, PolskiBus vb.) şehre ulaşım sağlayabilirsiniz. Hatta otobüs biletinizi haftalar öncesi alırsanız çok daha cüzi miktarlara ulaşımınızı sağlamanız mümkün. Benim özellikle Almanya içi seyahatlerde ve yakın ülkelere yaptığım seyahatlerde tercihim Flixbus olmuştur. İkinci bir rota ise; Leipzig/Halle Havaalanına (LEJ) inerek, Halle Airport Station’dan trenle Zwickau ana tren istasyonu olan Zwickau Hauptbahnhof’a inebilirsiniz. Zwickau’ya araba ile yakınlardaki Autobahns A4 ve A72 üzeriden, hafif uçakların geçtiği halka açık bir havaalanı olan Flugplatz Zwickau (fakat bu havaalanı uluslararası uçuşlara açık değildir) ve Mulderadweg denilen Zwickauer Mulde nehri boyunca bisikletle ulaşılabilir. Otomobil ve Robert Schumann şehri olarak nitelendirilen Zwickau Saksonya’nın  dördüncü  büyük şehri konumundadır. 900 yıllık tarihi özellikle Madenciliği ve Reformasyonu barındırdığı gibi şehrin tarihinde Robert Schumann, August Horch ve Max Pechstein gibi büyük şahsiyetlerden de bahsetmek mümkündür. Gezilecek yerleri sıralayacak olursak ilk olarak müzelerden bahsetmek doğru olacaktır. Rahip evleri, Max Pechstein Müzesi (Kunstsammlungen Zwickau) ve Robert Schumann Evi ile sizi kültür yoluyla Zwickau şehrini keşfetmeye davet ediyor.

Rahip Evleri (Cathedral with priest houses in Zwickau), Orta Almanya’daki ve muhtemelen tüm Almanya’daki en eski konut binalarıdır. Bu binalar 1466 yılında tamamlanmış ve günümüze kadar bu şekilde korunmuştur. Bu şekilde ortaçağ ev dekoru ve yaşam tarzı izlenimi sunmaktadır. Bu ambiyansla; yemek pişirme, yaşama, uyuma, çalışma vb. yaşamsal faaliyetlerle ilgili bir sergi oluşturularak geçmişe açık bir bakış açısı sunmayı amaçlayan belediye tarih müzesi için kullanışlı konuma getirilmiştir. Halkın erişilebilirliğini ve müze olarak kullanılmasını sağlamak için tarihi  yapılar genişletilmiş ve ek bina bir yandan sergiye ev sahipliği yaparken, diğer yandan zemin katta Zwickau’nun bira fabrikası ve damıtma tesisi bulunan ilk restoranına ve iki dükkana da ev sahipliği yapmaya başlamıştır. Müzeyle ilgili detaylı bilgilere şu linkten ‘’https://www.priesterhaeuser.de/’’ ulaşabilirsiniz.

Max Pechstein Müzesi ise; 1896’da genç Pechstein’ın hayatta kalan en eski tablosu “Geierwally” den hayatının ve yaratıcılığının son yıllarından tablolara kadar uzanan bir seçkiye sahiptir. Max Pechstein (1881-1955), insanı ve doğayı betimleyen renkli resimleri ile 1905 yılında Dresden’de kurulan  “Brücke” sanatçı grubunun bir üyesi olarak tanındı. Sanatsal çalışmalarının üslup aralığı ise “Brücke” döneminin önemli yapıtlarının çok ötesine uzanır. Buna göre, 70 yıllık eserler Max Pechstein Müzesi’nde görülebilir. Müzeyle ilgili detaylı bilgilere şu linkten ‘’https://www.kunstsammlungen- zwickau.de/’’ ulaşabilirsiniz.

8 Haziran 1810’da besteci ve müzik yazarı olan Robert Schumann, Zwickau’da dünyaya gelmiştir. 1956’da ölümünün 100. yıldönümünde, Robert Schumann Evi de Zwickau’da ziyaretçilere açılmıştır. Robert Schumann evi için detaylı bilgilere şu linkten ‘’https://www.schumann-zwickau.de/’’ ulaşabilirsiniz.

August Horch Müzesi ise bir otomobil müzesidir. 2004 yılında açılan müze, II. Dünya  Savaşı öncesinde Horch, Audi ve Zwickau’daki otomobil yapımının tarihini ve Soğuk Savaş dönemi Alman Demokratik Cumhuriyeti’nde Trabant’ta otomobil yapımını kapsamaktadır. Müze, August Horch’un 1910 yılında Audi Automobilwerke GmbH’yi kurduğu eski fabrikanın içinde bulunuyor. Müzeyle ilgili detaylı bilgiler için şu linki ‘’ https://www.horch-museum.de/’’ inceleyebilirsiniz.

Geçmişte The Factory Owner’s Villa olarak adlandırılan günümüzde Villa Mocc ya da Mocca Bar olarak bilinen bina ise çeşitli organizasyonlara ev sahipliği yapan tarihi bir yapıdır. Zwickau’lu mühendisi Carl Wolf, tarafından 1910 yılında Zwickau şehir merkezinin batı ucunda inşa ettirilmiştir. Carl Wolf özellikle yer altında kullanılabilen ve madencilerin çalışmasında büyük kolaylıklar sağlayan çukur güvenlik lambasının mucididir. Bu bina da endüstriyel olarak bu lambaların üretimi için kullanılmıştır. Art Nouveau unsurları ile dikkat çeken bina, Zwickau’lu mimar Johannes Zimmermann tarafından tasarlanmış, neo-barok binanın inşası Zwickau’lu usta inşaatçı Curt Zäuner tarafından yapılmıştır. Villa 1945 yılına kadar aile mülkiyetinde kalmış ve daha sonra ticari olarak kullanılmıştır. 1960 yılında bina HO restoran “Mocca-Milchbar” a dönüştürüldü ve bunu 1980’lerde başka bir kapsamlı yeniden yapılanma izledi. 2007 yılından bu yana, “Villa Mocc” adı altında çeşitli halka açık etkinlikler düzenleniyor, ancak bina özel ve şirket kutlamaları için de kiralanabiliyor. Yapıyla ilgili daha detaylı bilgi için şu ‘’https://www.villa-mocc.de/startseite.html’’ linki ziyaret edebilirsiniz.

Zwickau’nun en önemli endüstriyel anıtlarından biri olan eski gazometre de görülmeye değer yapılardan biri. Mulde Paradies’ın kuzeyinde konumlanmış olup bir Rönesans sarayı olan Osterstein kalesinin tam karşında yer almaktadır. Günümüzde bu yapı çok çeşitli konserler, tiyatro gösterileri, festivaller, kutlamalar ve konferanslar için kullanılmaktadır. Yapıyla ilgili daha detaylı bilgi için ‘’https://www.alter-gasometer.de/’’ bu linki kullanabilirsiniz.

Schoenfels Kalesi de görülmeye değer yapılar arasında. Bu kale ziyaretçilere otantik  bir  ortaçağ surunu görmeyi vadetmektedir. Kaleyle ilgili daha detaylı bilgiler için bu ‘’ https://www.schloesserland-sachsen.de/en/palaces-castles-and-gardens/schoenfels-castle/’’ linkten yararlanabilirsiniz.

St. Mary Katedrali ise, Yukarı Saksonya’daki en önemli Geç Gotik salon kiliseleri arasında yer almaktadır. Bu katedral şehrin merkezinde yer alır ve yenilenmiş olan old town’da dolaşırken çok sayıda restoran, kafe ve dükkan bulma imkanınız vardır. Giriş ücretleri veya  günleriyle ilgili  daha fazla bilgi için şu ‘’https://www.zwickau.de/en/tourismus/sehenswuerdigkeiten/07.php?print=1’’ linkten faydalanabilirsiniz.

Gewandhaus ise sanatseverlerin ziyaret edebileceği duraklardan bir tanesi.  Silvio  Gahs tarafından “Die Vierte Wand” gazetesi için yazılmış bir makalede; ‘’ Almanya’da tiyatronun oynandığı en eski yapılardan biri, Batı Saksonya’da bulunan Zwickau’daki Gewandhaus’tur.’’ ifadesi kullanılmıştır. Tabi ki de Almanya’nın en eski tiyatrosu değil ama görülmeye değer harika bir yer olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Daha detaylı bilgi için vermiş olduğum ‘’ https://www.theater-plauen- zwickau.de/spielstaetten-zwickau.php’’ bu linki inceleyebilirsiniz.

Osterstein Kalesi ise şimdilerde huzurevi olarak çalıştırılan, Zwickau’nun en eski kalesidir. Haiberg tepesinde bulunan bu kale Ortaçağda eski bir kale kompleksinin yerine yeniden inşa edilmiştir. Orta Çağ boyunca, Gera’nın feodal beylerinin ikametgahı konumundaydı. Kompleksin  içinde  bulunan saray, İkinci Dünya Savaşı’nda yıkıldı ve yeniden inşa edilemedi. 12. yüzyıldan kalma donjon ve alt saray avlusunun bazı binaları hala korunmaktadır. Donjon, resim, grafik ve fotoğrafçılık gibi sanat sergileri için kullanılır. Kaleye ilişkin daha detaylı bilgilere şu ‘’https://www.ssh- zwickau.de/schloss_osterstein_kurzvorstellung.php’’ linkten ulaşabilirsiniz.

Şehirde ziyaret edebileceğiniz sayısız park ve bahçe de bulunmaktadır. Schwanenteichpark, Schlosspark Planitz, Park “Neue Welt” ve Schlobigpark bunlardan bazılarıdır. Park ve bahçelerle ilgili de   daha detaylı bilgilere bakmak isterseniz ‘’ https://www.zwickau.de/de/tourismus/freizeit/parks_gaerten.php’’ bu linki kullanabilirsiniz.

Zwickau eski Doğu Almanya şehirlerinden biri olması ve ufak bir şehir olması sebebiyle çok sık farklı milletlerden vatandaşa ev sahipliği yapmamaktadır. Özellikle Almanya’nın belli bölgelerinde karşılaşabileceğiniz Türk nüfusunu burada bulmanız mümkün değildir. Uluslararası çeşitlilik her yıl farklı ülkelerden gelen öğrenciler sayesinde artar. Bu sebeple diğer büyük Alman şehirlerinde olduğu gibi Türkleri ve Türk kültürüne ait yapıları sıkça görmek çok mümkün değildir. Fakat elbette ki bazı camiler, marketler veya çeşitli esnaflar da bulunmaktadır. Tren istasyonunun alt sokağında bulunan Al Ansar Camii bunlardan birisidir. Istanbul Markt Zwickau adıyla bir marketi de şehir merkezinde bulabilirsiniz. Yalnız yukarıda ismini verdiğim Cami ve marketi esasen Türk vatandaşları işletmemektedir. Şehre ilk geldiğimiz sıralarda orada yaşan arkadaşlarımız buraları  Türklerin işlettiğini söylemişlerdi. Biz de ilerleyen zamanlarda memleket hasreti duyduğumuzda birkaç yeni Türk ile tanışabiliriz belki umuduyla gittiğimizde esasen buraların şehre göç etmiş Araplar tarafından çalıştırıldığını öğrenmiştik. Öğrenciler haricinde esnaftan sadece tek bir Türk ile tanışma fırsatı  bulduk. Edeka alışveriş merkezinin yanındaki Döner Kebab isimli büfenin sahibi Murat Abi. Özellikle Türk yemeklerini özleyen bizler için uğrak noktamız oldu. Eğer yolunuz Zwickau’ya düşerse mutlaka uğrayın ve yemeklerini tadın derim 🙂

Zwickau yazımı sizlerin de müsaadesiyle burada sonlandırıyorum. Umarım her zaman kanatlarımızı açıp farklı semalarda uçma cesaretimiz baki kalır.