Dr. Öğr. Üyesi Ahmet ALKAN

Bugün benimle, Isparta sınırları içerisinde kalan Melikler yaylasına küçük bir tura çıkmaya ne dersiniz?
Melikler yaylası Isparta’nın Yenişarbademli ilçesi ile Aksu ilçesi arasında, Aksu’ya bağlı Yaka köyü sınırları içerisinde yer alır. Dedegöl Dağı eteklerinde yer alan yayla; sık çam ağaçları ile çevrili kamp alanıyla kampçılara muhteşem manzara ve bol oksijen sunmaktadır. Yaylaya herhangi bir giriş ücreti ödenmemektedir. Kamp alanına ulaşabilmek için (Isparta>>Yenişarbademli istikametinde) Yenişarbademli’ye yaklaşık 15 km kala Vali Çeşmesi mevkinden güney yönündeki stabilize yola dönülmesi yeterlidir. Güneye döndükten sonra aracınızın camlarını kapatmayı unutmayın, yoksa muhteşem oksijenden önce biraz toprak yutabilirsiniz.
Güneye döndükten sonra dar, kıvrımlı ve toprak bir yol sizi karşılayacaktır. Lakin bu negatif ifadeler sizi caydırmasın. Çünkü bu sayılan durumlar (toprak, dar, kıvrım) o mekanın doğallığının bozulmadığının göstergesidir. Dar yolda öncelikle sağlı-sollu yemyeşil kavak ağaçları sizi karşılayacak, sonrasında aynı manzara çam ağaçlarıyla size eşlik edecektir. Yaklaşık 2 km gittikten sonra ağaçların azaldığı düzlük bir alana ulaşılacaktır. Burası kamp alanıdır. Biz de 14 Temmuz günü akşam üzeri (saat 18:00 civarı) bu yemyeşil kıvrımlı yollardan geçerek kamp alanına ulaştık. Bu alanda Dedegöl Dağının eteklerine doğru geniş bir alana yayılmış çadırlar gördük. Öncelikle çadırımızı nereye kuracağımıza karar vermek için etrafı keşfe çıktık. Kamp alanını geçerek yoldan sapmadan 300-400 metre kadar devam edince yanında mezarlıkların olduğu bir çeşme ile karşılaşılmaktadır. Buradan sola dönülürse Pınargözü mağarasına, sağa dönülürse Yaka Kanyonu’na gidilmektedir. Biz sağa dönüp 150 metre sonra sola dönerek dağın eteklerinde görülen çoban ağıllarına doğru stabilize bir yoldan devam etik. Biraz ilerledikten sonra yolun sağında, suyunun tadını ve çayını çok beğendiğimiz bir çeşme bulunmakta (çeşmeye ulaşmak için araçtan inip 8-10 adım yürümek gerekiyor), burada durup suyumuzu içerek şişelerimizi doldurduk. Gideceklere de buradan su içmesini tavsiye ederim. Sonrasında çoban ağıllarının olduğu bölgeye ulaştık. Bazı piknikçiler olsa da bu kısmın kamp yapmaya çok elverişli olmadığını düşünerek (tuvalet vs. olmaması ve çeşmeye uzak olmasından dolayı) geriye dönerek kamp alanına ulaştık. Etrafımızın tamamen ağaçlarla çevrili olduğu güzel bir çadır yerine çadırımızı kurduk ve akabinde akşam yemeği ve kamp ateşi için odun toplamak üzere elimizde keser ve testere, belimizde odun taşımak için bir iple (baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana, hep or-ma-na 🙂 ormanın derinliklerine doğru daldık.

Önce denk geldiğimiz bir çıra kütüğünden yaz boyu çıra ihtiyacımızı karşılayacak kadar çıra parçaladık.
Sonra da bulduğumuz kuru odunları ipe dizerek sırtımıza alıp çadırımıza doğru yola koyulduk. Kampa gittiğimizde her şeyin doğal olmasından hoşlanan bir yapımızın olması nedeniyle genellikle kamplara tüp ya da masa-sandalye götürmediğimiz için hemen yere sergimizi sererek getirdiğimiz odunlarla ateşimizi yaktık. Köyden getirdiğimiz bulgurumuzla güzel bir çoban pilavı yaparak yanına kestiğimiz domates-soğanlarla akşam yemeğimizi yedik.
Arkasından kara çaydanlıkta demlediğimiz çayımızı yudumlayarak gökyüzünde yıldızları temaşaya koyulduk. (Burada bir parantez açmak gerekirse; Melikler Yyaylası Isparta civarında en karanlık alanlardan biri olarak bilinir. Bundan dolayı yıldızların en net izlenebileceği bölgelerden biridir.) Saat 23:30 civarı çadırımıza geçerek istirahate çekildik.
Bugün günlerden 15 Temmuz, Demokrasi ve Milli Birlik Günü. Bu günün anısına biz de 2998 metre yüksekliğindeki Dedegöl Dağına zirve tırmanışı yapmak üzere sabah saat 06:00’da kalkarak yola koyulduk.  Yola çıkarken 2-3 saat yürüyüş yapar geri döneriz diye düşündüğümüz için yanımıza yarımşar litre su, ikişer yaz elması ve birer armut ve biraz fındık alarak yola koyulduk. Dağcılar tarafından yapıldığını tahmin ettiğimiz, taşlardan yapılmış kaleleri takip ederek zirveye doğru yol almaya başladık. Sürekli birbirimize “şu tepeye de çıkalım, oradan daha güzel manzara görülür” diyerek yaklaşık 4.5 saatlik bir tırmanış gerçekleştirdik. Son koyduğumuz hedef dağın zirvesine yakın yerdeki kara ulaşıp şişelerimize kar doldurmak oldu. Buraya kadar çıkarak 15 Temmuzda dağın zirvesine yakın bir noktada kar yeme bahtiyarlığına nail olmuş olduk, fakat kondisyon ve gıda yetersizliğinden dolayı zirve için kalan 1-1.5 saatlik yürüyüşü tamamlayamadan yürüyüşü noktaladık. Bu sefer zirve yapamadık ama bir dahaki sefere daha hazırlıklı gelerek zirveye ulaşma umuduyla dönüş yoluna geçiyoruz. Zirvede şişelerimize kar doldurup bir miktar da kafamızı serinletmek için şapkamızın altına koyarak inişe geçtik.
Dağa tırmanırken
Zirvelerden her zaman haz almışımdır. O yüzden her piknikte, ya da kampta gördüğüm ilk tepeye çıkmak âdetimdir. Bugün de ihtişamının verdiği cazibeye dayanamayarak sabahın erken saatlerinde tırmanışa geçtiğimiz Dedegöl Dağı bana “iyi ki böyle bir tutkum var” dedirtti. Zirveler insana sorgulama, düşünme imkânı sunan, varlık âleminde yok denecek kadar küçük olduğunu hatırlatan, bu âlemde insanı asıl var eden şeyin kendine ve insanlığa kattığı değer, dünyaya yüklediği anlam olduğu bilincine ulaştıran mekânlardır. Dedgöl’den görülen manzara da insanı bu türden düşüncelere gark edecek cinstendi.  Şimdi o manzaralardan birkaçına göz atalım isterseniz:
Zirveden Manzaralar (Resimdeki arkadaş metin içerisinde sürekli “biz” diye bahsettiğim, dostum İzzet ERDEM)
Karlı fotoğrafın en aşağısındaki yeşillikler içerisinde ki ağaçsız alan kamp alandır.
Bu nokta da şişelere kar doldurduğum, zirvenin hemen alt kısmı.
İniş çıkışa göre daha kolay gibi görünse de sürekli firen yapmak zorunda kalmak bacaklarda müthiş bir yorgunluğa sebep oluyor. Yine inerken havanın iyice ısınmasıyla şişelerdeki suyun bitmesi de inişi zorlaştıran diğer bir etken oldu. Ama yaklaşık 2.5 saatlik bir inişten sonra saat 13:00 civarı çadırın yanına geldik. 15-20 dakika dinlendikten sonra kahvaltı için yaktığımız odun ateşinde patateslerimizi kızartıp, çayımızı demleyerek öğlen vaktinde kahvaltımızı yaptık. İçinizde odun ateşinde patates kızartması yemeyen varsa elini çabuk tutsun, daha fazla bu lezzetten mahrum kalmasın diyerek Meliklerin bir başka güzide mekânı Pınargözü Mağarasına geçelim.
Saat 16:00 civarında gittiğimiz Pınargözü Mağarası, Dedegöl Dağının eteğinde Melikler kamp alanına yaklaşık 2 km uzaklıkta, içerisinden buz gibi bir pınarın aktığı mağaradır. Mağaradan çıkan pınarın etrafına yapılmış olan kamelya tarzı çardaklarda suyun serinliği ile serinleyip pikniklerini yapan piknikçiler, buz gibi suyundan kana kana içip, tertemiz havasından soluyarak güzel bir gün geçirebilmektedir.  Normalde kampçılar aktivite amaçlı olarak Pınargözü Mağarasına yürüyerek gitmektedir. Fakat biz dağa tırmanmış olmanın vermiş olduğu yorgunlukla aracımıza binerek Pınargözü Mağarasına doğru yola çıktık. Kamp alanından yaklaşık olarak 300-400 metre sonra yol ikiye ayrılıyor. Sola dönerek yaklaşık 2 km yola devam edildiğinde Pınargözü piknik alanına varılmaktadır. Mesire alanına varmadan önce yaklaşık 7 asırlık Beyçam Anıt Ağacı ziyaretçilerini karşılamaktadır. Biz de anıt ağacının yanından geçerek aracımızı park edip pınarın çıktığı mağaraya doğru dere boyunca yürüdük. Mağaranın girişinde yaz gününde insanı üşütecek kadar soğuk bir hava akımı ile karşılaşılmaktadır. Yaklaşık 4-5 metre mağaranın içerisine doğru yürüdükten sonra mağaranın devamına giden yolun kapatıldığını görüyorsunuz. Biz de bu kısma gelerek şişelerimizi doldurup, buz gibi suyundan içerek mağaradan çıktık. Mağaranın önünde biraz oturup pınarın akışını seyrettikten sonra kamp alanına gelerek çadırımızı toparladık ve Melikler Yaylasında yapılabilecek son aktivitemiz olan Yaka Kanyonunu görebilmek için yola koyulduk.
Yaka köyü içerisinde yer alan kanyona vardığımızda kanyondan suyun çok az aktığını gördük. Kanyon boyunca 1 km kadar yürüdükten sonra yağmur başladığı için geriye dönmek zorunda kaldık. Kanyon yürüyüşümüz de başka sefere kaldı.  Başka bir gün tekrar birlikte vakit geçirmek ümidiyle.
Sağlıcakla kalın.
Yaka Kanyonundan bir görüntü: